GİRESUN İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ

Giresun Atasözleri

Atasözleri, atalarımızın yüzlerce yıldır olaylar ve durumlar karşısında elde ettikleri tecrübeler sonucunda söyledikleri özlü ve bilgece sözlerdir. Bu tür sözlerin bir görünen anlamı bir de görünen anlamı zihnimize aktarmak suretiyle elde ettiğimiz ikinci anlamı vardır. Atasözüne özellik kazandıran veya tür hüviyetini veren ve kullanıldığı yerde kastedilen anlam ikinci anlamdır. Atasözleri manzum, mensur veya her iki şekil birlikte olabilir. Ayrıca atasözleri teşbih, kinaye, mecaz, tezat vb. söz sanatlarını kudretinden bolca yararlanılmıştır.

Diğer bölgelerimizde olduğu gibi Giresun çevresinde de birçok atasözü kullanılmaktadır. Örnek olması açısından aldığımız buradaki atasözleri çevrede kullanılanların ancak bir kısmıdır.


Acı acıyı, çay da sancıyı keser.

Aç köpeğin gözü ateşi korkutur.

Ağzıyla isteyen, gözüyle yiyendir.

Akça sayış, don yürüryüş öğretir.

Akşam olunca topal keçi öne geçer.

Aldığını vermeyen, aradığını bulamaz.

Ananın bastığı yavru ölmez.

Aş taşınca kepçeye paha biçilmez.

At biniciyi tanır.

At karnından, yiğit alnından belli olur.

At murat, katır devlet, eşek kısmet, deve ise gurbettir.

Ata arpa, yiğide arka gerek.

Ata dost gibi bak, düşman gibi bin.

Atı görüp aksar, suyu görüp susar.

Atta, avratta, yurtta meymenet vardır.

Ayda gelene hoş geldin, günde gelene hoşt geldin derler.

Ayı görür aya, günü görür güne tapar.

Ayyaşın şafağı meyhanede söker.

Baba oğluna bir bağ bağışlamış, oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş.

Bağı bilinen üzüm dişe dokunmaz.

Balık gölde büyür.

Baş gövdeden, baş baştan üstündür.

Beli kırılan at sahipsiz kalır.

Bildik evin kapısı açılırken ses verir.

Bir abam var atarım, nerde olsa yatarım.

Bir fısılcık (kıvılcım) yedi köyü yakar.

Bir iğne deliği koca fıçıyı boşaltır.

Boransız dağ olmaz.

Boş çuval dik durmaz.

Büyük dağın büyük fırtınası olur.

Cahil sofu şeytanın maskarasıdır.

Cami yıkılsa da mihrap durur.

Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme.

Çekiç yemeyen taş, yapıya uymaz.

Çocuk kundakta, gelin duvakta terbiye olunur.

Çocuk olan evde dedikodu olmaz.

Çörden, çöpten kurulan evde balkon aranmaz.

Denizde bir taşım olsun.

Deveciden dostu olanın kapısı büyük gerek.

Dıvarı hatıl, gelini hatun tutar.

Dilenci parasının zekatı olmaz.

Dişten artan hekime, işten artan kasaba

Dost için ölmeli, düşman için dirilmelidir.

Dostun iyisi akrabayı aratmaz.

Dökülen kabını doldurmaz.

Düğün yemeğiyle köpek tavlanmaz.

Ebe çok olunca çocuğun gözü kör olur.

Ekmeğin büyüğü hamurundan olur.

Eldeki bir kuş, daldaki iki kuştan iyidir.

Elin yanında atın kuyruğunu kesme kimi uzun der kimi kısa der.

Elmanın dibi göl, armudun dibi yol, dudunki ise bel olmalıdır.

Eşek dört nala ahır yolunda kalkar.

Ev kabadayılığı yiğide yaraşmaz.

Evli olup ev halinden bilesin, bekar olup hangır hangır gülesin.

Fındığını ye harmanını sorma.

Fındık dalda iken cebe girmiş sayılmaz.

Gavur diye öldürür şehit diye namazını kıldırır.

Gönlün sevdiğinden daha güzel olmaz.

Görmedim haberim yok bin bela savar.

Güneş olsa kimseye doğmaz.

Güzelin köyü sorulmaz.

Hanım hanım değilse hizmetçi lala arar.

Hasmın karınca ise de merdane gör.

Havlayan köpek değerini artırır.

Horona giren kıçını sallar.

İki kaptan gemiyi batırır.

İstenilen yere git ar eyleme, istenilmeyen yere gidip dar eyleme.

İşini bilmeyen kasap, kalır elinde masat.

İt itle hırlaşmasa kediler aç kalır.

İtin ürenini makbul sayarlar.

Kabahat gelin olmuş bir güvey bulamamış.

Kabahatli köpeğin kuyruğu kısık olur.

Kahveci ile oyun oynayan müşterinin avanağıdır.

Karnımdaki değil sırtımdaki görünür.

Kestane topurundan çıkmış, topurunu beğenmemiş.

Köpeğe gem vurma, kendini at sanır.

Köşe taşı yerine yaraşır.

Küçük balık kılçıklı olursa büyük onu yutamaz.

Küsen dilenci boş cepli kalır.

Laf lafı laf da tabakayı açar.

Malını hırsıza emanet et.

Mezar taşıyla iftihar edilmez.

Misafir misafiri, ev sahibi hiçbirini istemez.

Misafire kalk git demezler, atının yemini keserler.

Oğlan babadan görür at oynatmasını, kız anadan görür sofra donatmasını.

Oğlan büyür koç olur, kız büyür hiç olur.

On dost on bin liradan iyidir.

Ortak atın beli kırık olur.

Oynaşına güvenen yarsız kalır.

Ödünç mal güle güle gider, ağlaya ağlaya gelir.

Öküzü sal, yiğidi ar öldürür.

Ölenin sahibi çoktur.

Ölmeden çene çekilmez.

Ölmüş eşek arıyorsun nalını mıhını sökecek.

Örtük yüzün dostu olmaz.

Paranın ağzı dili yok, nereye verirsen gider.

Pay edene pay kalmaz.

Pehlivan olan ustaya çıkmaz.

Sahibinden hatır uman köpekten hayır gelmez.

Sarhoşluk arabacılığa benzemez.

Selamını aldım seni Allah’a saldım.

Sevip deli olacağına vur da kahraman ol.

Sırtımı unlu görüp de değirmenci sanma.

Sineğin balı, tembelin malı olmaz.

Sinek balla tutulur.

Sivri sinek rüzgara vız gelir

Soğan yiyenin ağzı kokar.

Solucana kıyamet kopacak demişler, görmeyeyim diye toprağa girmiş.

Sonradan görmüş, dininden dönmüşe benzer.

Tanımadığın horuzun sesini dinleme.

Taşa ırmağa yiğitlik olmaz.

Taşkınlığın sonu şaşkınlıktır.

Tepeden aşan yolcuya buyur edilmez.

Tık tık eden nalça, işi gören akçedir.

Tırıs’a giden atın karnı aç kalmaz.

Uzun ağaç kese kese tükenir.

Vajkitsiz açılan gül çabuk solar.

Vakitsiz gelen misafir kediyi bile uyandırır.

Vuramayan sopanın büyüğünü alır.

Yabancı iğne can acıtmaz.

Yağmurda ıslananın denizden korkusu olmaz.

Yalı gel de bir top at.

Yaptığından değil yapamadığından kork.

Yelin ahrı yağaş, şakanın ahrı döğüş.

Yer eken yerinmez.

Yıkılan ağaca kafa tutan çok olur.

Yiğidin karısı bir olur.

Yiğit düştüğü yerden kalkar.

Yiğit yiğidi gözünden tanır.

Yoz malın saman yiyecek zamanı değil.

Yük altında türkü mü olur.

Zehirden şifa, kahpeden vefa olmaz.

Zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt düzde yolun şaşırır.

Zengin ister dünyayı tutam, fakir ister peşinden yetem.